Devecilik Kültürünü Yaşatan Kitap

14 Kasım 2016 tarihli Yeni Asır gazetesi haberidir.

Doç. Dr. Vedat Çalışkan’ın yeni kitabı ‘Bir Dünya Kültür Mirası: Anadolu Devecilik Kültürü ve Deve Güreşleri’ İncirliova Belediyesi yayını olarak okurlarla buluştu

Anadolu devecilik kültürü üzerine araştırmalarıyla tanınan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vedat Çalışkan’ın yeni kitabı ‘Bir Dünya Kültür Mirası: Anadolu Devecilik Kültürü ve Deve Güreşleri’ Türkçe-İngilizce olarak İncirliova Belediyesi yayını olarak okurlarla buluştu. Devecilik kültürünün tüm yönleriyle ele alındığı kitap, 4 bölümden oluşuyor. Yoğun talep gören kitabı köşe yazısına taşıyan Mutahhar Aksarı, Çalışkan’ın yazdığı kitabın birinci bölümünü şu şekilde özetledi: “Çalışkan, kitabına ‘Anadolu devecilik kültürü, tarihsel ve coğrafi bağlantıları ile zamansal ve mekansal süreçlerin etkileşimi içinde ortaya çıkan binlerce yıllık miras değerdir’ saptamasıyla başlıyor. Deve güreşleri, Yörük kültürünün ve Anadolu devecilik kültürünün günümüzün koşullarına yenilmeyerek sağ kalımını temsil ederken, küreselleşmenin kültürel açıdan aynılaştırıcı etkisine de Anadolu’dan meydan okuduğuna özellikle vurgu yapıyor. Küreselleşmenin salt ekonomik bağlamda olmadığı gerçeğinin altını kalın çizgilerle çiziyor. ‘Kültürel Bir Mirasın Kökenleri’ adlı ilk bölümde, kültürümüzde devenin yeri ve önemi, deve güreşlerinin kökeni, geçmişten günümüze Türkiye’nin deve varlığı, deve türleri ve deve yetiştiriciliği incelenmiş.”

GÜREŞLER İL İL ELE ALINMIŞ

Kitabın ikinci bölümünü ise Aksarı şu şekilde anlatıyor: “İkinci bölüm ‘Anadolu’da Deve Güreşlerinin Tarihsel ve Mekansal Gelişimi’ne ayrılmış. Deve güreşlerinin Türk kültürünün Orta Asya çevresinde şekillenen tarihsel geçmişinden günümüze kadar ulaşmış bir gelenek olduğu, ‘Neden Batı Anadolu’da daha çok benimsendiği’, ‘Batı Anadolu’da yaygınlaşmasını hazırlayan etmenler’ ortaya konulmuş. Demiryollarının ilk olarak Batı Anadolu’da kuruluşu ve yayılışının yarattığı yoksullaşma tehlikesine karşı deve kervancılarının gerçekleştirdikleri ve başarılı oldukları ‘İzmir-Kozpınar-Aydın arasına develerini tek sıra halinde dizerek bir protesto eylemi’ne değinmiş. ‘Demiryollarının geçtiği çevrelerde yabancılar tarafından kurulan büyük tarımsal işletmelerin işgücü talepleri’nin ‘Yörüklerin yerleşik hayata geçişini hızlandırdığını’ ve dolayısıyla ‘Bölgedeki yerleşmeler çevresinde Yörük kültürünün etkisinin arttığını’ ortaya koymuş. ‘Batı Anadolu’daki demiryolu hatlarının uzanışıyla deve güreşi organizasyonlarının dağılışı arasında büyük bir paralellik’ gözlendiği ortaya konulmuş. ‘Deve Güreşi Organizasyonları’ en ince ayrıntısına kadar ele alınmış. Haritalarla, fotoğraflarla, tablolarla, dönemin ruhunu veren afişlerle deve güreşleri, köy köy, belde belde, il il ele alınmış.”

DEVE GÜREŞLERİ KÜLTÜR BÖLGESİ

Üçüncü bölümde ‘Batı Anadolu’da Kültürel Bir Mirasın Çevresi, Bileşenleri ve Fonksiyonları’nın anlatıldığını aktaran Aksarı sözleri şu şekilde sürdürdü: “Çalışkan’ın ‘Coğrafi görünüm kültürün aynasıdır’ çıkarımının doğrulandığı ‘Batı Anadolu’da Kültürel Bir Mirasın Çevresi, Bileşenleri ve Fonksiyonları’ adlı üçüncü bölümde; ‘Develerin adeta doğu ile batı kültürünü birbirinden ayıran güçlü bir kültürel unsur olarak görüldüğü’ öncelikle belirtilmiş. Deve güreşi organizasyonlarının tüm unsurları -hakem heyeti, diğer görevliler, develerin güreş stilleri, güreşin kuralları- en ince ayrıntısına değin ele alınmış, maddelendirilmiş. ‘Peki gelenler kimi görmeye geliyorlar? Deve güreşini mi? Kendilerini mi? Kendilerini, var olduklarını görmeye geliyorlar’ şeklinde betimlenen izleyiciler, çarpıcı fotoğraf karelerinde somutlanmış. İzleyiciler ayrıca cinsiyet, meslek, öğrenim durumu gibi başlıklar altında incelenmiş. Örneğin, ‘izleyicilerin önemli bir bölümü deve güreşlerinin dünya çapında bir değer taşıdığını’ düşünüyormuş. Uluslararası katılım ve yabancı ziyaretçilerin görüşleri de paylaşılmış. ‘Festivalin kültürel zenginliği ve sıra dışı özelliği’ buradan çıkan en önemli bulgular. ‘Savranlar’ da çalışmada es geçilmemiş. ‘Deveciliğin ve deve kervanlarının kültürel görünümleri’ ile yarattıkları ‘özel bir kültürel çevre -deveci kahvehaneleri, deve sucuğu, deveci restoranları- araştırma sonuçları ve fotoğraflar eşliğinde işlenmiş.
Bu kültürün ürünlerinin -havut, hatap, havan (gümbürdek), zilgor, dizgor, kuyruk zili, atma yular, deve giyimi, kolon takımı, çul, karın keçesi, isim levhası (peş)- yapımı, yapanları, yapıldığı yerler tek tek ele alınmış. Törenler ve eğlenceler, renkli anların tanığı fotoğraflarla bezenmiş. Çalışkan’ın da ‘kurucu üyeleri arasında yer aldığı’ Devecilik Kültürü ve Deve Güreşleri Federasyonu (DEGÜF) çalışmalarına yer verilmiş. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde ‘Deve güreşlerinin günümüzde dağılış gösterdiği alan, develere ve deve güreşlerine dayalı kültürel, ekonomik, sosyal ilişkilerin ve etkileşimin gerçekleştiği beşeri bir çevre’ olan ‘Deve Güreşleri Kültür Bölgesi’ gerçeğine dikkat çekilmiş.”

KÜLTÜREL MİRASIN GELECEĞİ

Aksarı, dördüncü bölümü ise şu şekilde özetledi: “Dördüncü bölüm; ‘Kültürel Bir Mirasın Geleceği’ konusuna ayrılmış. Bölüm deve güreşleri, Yörük kültürünün ve Anadolu devecilik kültürünün günümüzün koşullarına yenilmeyerek sağ kalımını temsil ederken, yaşayan bir kültür olduğunu da dünyaya duyuruyor. Küreselleşmenin kültürel açıdan aynılaştırıcı etkisine de Anadolu’dan adeta meydan okuyor ve bir miras kültür olduğu gerçeğiyle başlıyor. Uyarı ve önerilerle derinliğine konu işleniyor. Deve güreşlerinin miras turizmi olarak ele alınması, tarafı olduğumuz UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin (SOKÜM) Temsili Listesi’ne daha önce girmiş 12 mirasımızdan sonra ‘Devecilik Kültürü ve Deve Güreşleri Şenlikleri’nin de eklenmesi dileği yetkili ve etkililere iletiliyor.”

DEVECİLİK MÜZESİ

Kitap ile ilgili değerlendirmelerine devam eden Aksarı, “Toplam 5 sayfa tutan sonsöz ve öneriler, Doç. Dr. Vedat Çalışkan’ın yıllar süren araştırması sonunda elde ettiği, damıttığı son cümlelerinden oluşuyor. Bence satır satır üzerinde düşünülmesi, uygulamacı Turizm ve Kültür Bakanlığı, Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı yöneticilerinin ellerinden düşürmemesi gereken bölüm. Devecilik kültürünün benzersiz izlerini halen barındırmasıyla dikkat çeken ve çağdaş bir belediyecilik anlayışının gereği olarak yöresinin kültürel mirasına sahip çıkan ve onların yaşatılması için sorumluluklarını yerine getirme uğraşısında olan İncirliova Belediyesi, Çalışkan’ın bu değerli yapıtını bize kazandırmakla kalmayıp şimdiden 3 önerisini gerçekleştirme yolunda adım attı. Belediye Başkanı Gürşat Kale, ‘İncirliova Deve Sucuğu’nun Coğrafi İşaret Tescili için Türk Patent Enstitüsü’ne başvurusunu gerçekleştirdiklerini, İncirliova’da kurulacak ‘Anadolu Devecilik Kültürü Müzesi’ ile ilgili çalışmalara başladıklarını ve UNESCO’nun Dünya Kültürel Mirasları Listesi’nde yer alması amacıyla başvuru safhasına geçmeye hazırlandıklarını belirtti” dedi.
Elektronik nüsha web sayfasında Kitabın elektronik nüshasına ilerleyen günlerde İncirliova Belediyesi’nin resmi web sayfasından ulaşılabilecek